Hayvan hakları konusunda kanun koyucu tarafından epeydir ses
yok. 2012 sonbahar aylarında mevcut 5199 sayılı kanunda değişiklik öngören,
hayvanlar adına çok boyutlu kıyımların altlığını oluşturan değişiklik taslağı kamuoyundan
gelen eskilere göre güçlü tepki üzerine (mi? - bilinmez) askıya alınmış, görüşüleceği
TBMM Çevre Komisyonu gündemine alınmamıştı.
Bu dönemde iktidarın değişiklik önerisinde yer alan ancak
çok tepki çeken "doğal yaşam parkları" projesini hazırlamaya sessizce
devam ettiğini gördük. Yerel seçimlerin tamamlanmasıyla da sokak hayvanları
için kıyım hazırlıkları son noktaya geldi diyebilirim. İstanbul'da iki yakada,
Anadolu tarafında Kurtköy'de, Avrupa tarafında Kısırkaya'da doğal yaşam parkı
adındaki hayvan ölüm kamplarının inşaatının sonlanmaya yaklaştığını duyuyoruz.
Ankara'da ise, Melih Gökçek'in geri kalacağını hiç sanmıyorum. Bu amaçla
fizibilite raporları ve ön projeler yaptırdığını duymuştuk. Son dönemde arazi
arayışını da sonlandırmak üzere olduğu bilgileri geliyor.
Doğal Yaşam Parkı?
Yıllarca mahallelerde yaşayan köpekleri derli toplu şekilde
büyük oranda kısırlaştırmak belediyelerin göreviydi. Mevcut yasada hayvanlar
kısırlaştırılarak alındıkları yerlere geri bırakılmak zorunda - eğer barınağa
girdiği ilk anda hayvanın nerden alındığına dair kayıt tutulabiliyotsa mümkün
bu tabii.. Yoksa, alındıkları yerden çk başka yerlere hem de barınakta korku
içinde geçirdikleri günlerden sonra bırakılan köpekler, çoğunlukla atıldıklar
mahallenin yerli köpekleri tarafından kovalanıyor ve biçare ordan ordan oraya
yalnız başlarına yaşam mücadelesi vermeye çalışıyorlar. Köpek sürü hayvanı
sonuçta. Ama yine de bırakılanların bir ölçü daha çok şansı olduğunu
unutmayalım. Barınakta hapsedilenlerin durumu ise çok ama çok daha karanlık.
Bunun iki boyutu var:
1. Hayvanların insandan
uzak bölgeye nakli ve aşamalı olarak "ekonomiye kazandırılması" !.
Fakültelerde cerrahi dersleri için, bazı araştırmalarda insan yerine kullanmak
için araştırma gereği anestezi olmadan diri kesim denen korkunç süreçte
kullanılmak için, kültürlerinin doğal bir parçası olarak köpek yiyen
(Türkiye'de nasıl kuzu, inek yeniyorsa) ülkelere "mal" göndermek için
çok sayıda koruyanı olmayan köpek gerek. Elbette köpek dövüşleri ve bunun
üzerinden dönen bahisler, dövüşlere hazırlanacak köpeklerin için antrenman
amaçlı sosyal, dövüşmek doğasında olmayan ırkların kullanılması (Golden başta)
ve ayrıca tüylü oyuncaklar, aksesuarlar da var..
İnsandan, onu koruyanlardan uzak köpeklerin ve kedilerin
başına her türlü kötüüğün geleceğinden emin olabilirsiniz. Kötülükler, kapalı
kapılar ardında, uzaklarda yapılır. Kötülük yapılmayacaksa bu gizlilik, bu
sessiz sedasız hazırlık niye?
2. Doğal yaşam alanı
olarak tahsis edilen bölgelerin ranta açılma hazırlığı. Yasa taslağına göre
(yasalaşmasını bekleyen yok ama) bu amaçlar orman arazisinden alan ayrılabilecek.
İyi niyetli kullanılsa bile (böyle bir ihtimal yok!. bana inanın) bu
hayvanların 5-10 yıla ölecekler ve bu alanlar yoğun köpek nüfusu ve atıkları
nedeniyle orman vasfını yitirmiş olacak. "Orman vasfını yitirmiş alanlar"
ifadesi tanıdık geldi mi?
Bunların detaylarını fırsat oldukça gündeme getirmek üzere
geçiyorum. Önemli olan, çok ama çok kritik olan şu: SOKAK HAYVANLARINIZA SAHİP
ÇIKIN! HEMEN ŞİMDİ!
Halka, yasalar hakkında pek danışıldığı zaten yoktu. Ama
artık danışmadan, gelen tepkiyi görerek, köpek ve keid toplamaya başladılar..
İstanbul'da Kadıköy'den ilçe ve büyükşehir belediyeleri birbirine topu atarak
bürokrasi dehlizlerinde insanları eleyecek şekilde toplama ve bulunumama
haberleri geliyor.
Lütfen hemen şimdi, baktığınız hayvanların fotolarını çekin
ve bir yerlerde paylaşın. Kayıt tutun. Mahallenizdeki diğer duyarlı kişilerle
tanışın. Sokak hayvanlarınız bir bir kaybolmaya başladığında neler
yapılabileceğini konuşun, elinizde kayıt (fotoğraf ve varsa başka bilgi, karne,
küpe no vb) olsun.
Bu blogu bu amaçla kulllanın. Önerileriniz, özellikle belki
bir mahalle kayıt sistemi kurmak için web alt yapı işlerinden anlayan
birilerinin sihirli elleri çok değerli.
Sonra dövünmektense, küçük küçük adımlar atalım. Şimdi!.